Hakkımda



3 yıl sonra, sonunda bir hakkımda sayfası oluşturdum. Hem kendimden bahsedeyim, hem de bana bol bol sorulan sorulara yanıt vereyim. 

Bakın ben küçükken her hafta doğum günü kutlayıp pasta aldıran/yaptıran bir insan yavrusuydum. Tek başıma bir bütün büyük pastayı bitirdiğim zamanlar oldu. (Tişikkirler Orkide Pastanesi) Bizimkilerin benim çocuklarıma dair anlattığı "komik" hikayelerin bir kısmı yemekle ilgili. Mesela pilav ve salatayı birbirine katıp, yoğurmak ve köfte gibi sıkıp babama yedirmek. Mesela 4 yaşımdayken pasta yapacağım diye krema sıkma torbası aldırıp, margarine pudra şeker ekleyip çırparak yaptığımız kremamsıyı pastanın üstüne sıkmak. (Bunu ben de hatırlıyorum, bu buttercreami ilk ve kendi kendime keşfedişim olabilir akjhd) Mesela pişirilen/yoğurulan her şeye salça olmak, gerek mantı hamurundan kurabiye yaptığını sanmak, gerek mayoneze şeker, kolaya ekmek ekleyerek deneyler yapmak... İnanır mısınız yün halının tüylerinin bile tadına bakmışlığım var. (Bunu annem anlatır, bebekmişim çünkü) Tabi bir de Gaziantep gibi yaşamak için değil, yemek için yaşanan bir yerde büyümenin de etksi olacak ufaklıktan beri yemekle ilgiliydim ama kaç kez yemek yaptın derseniz 3-5 diyebilirim sanırım. Benim hem annem hem de babam çok güzel yemek yaptığından açıkçası yemek işine pek bulaştığımı söyleyemem. Yine de küçükken puding, basitinden cupcakeler, çakma tiramisular yapmışlığım var bol bol. Kısaca ben üniversiteye kadar bol bol yedim.

Endüstri ürünleri tasarımı 2. sınıf öğrencisi iken bir kaza geçirdim, 15 gün hastanede geçirdiğim zamanın üstüne okula 2 yıl kadar ara vermek durumunda kaldım. Bu süreçte, zamanımın mümkün olduğunca çoğunu evde geçirmem gerektiğinden bir süre sonra kendimi bir şeyler pişiririrken, yurtta geceleri fotoğraflarına hayran hayran baktığım tarifleri denerken buldum kendimi. İyi ki de böyle olmuş, hayatım için ne yapmam gerektiğine şunca yıllık yaşım içinde ilk kez emin oldum. Bu blogla başladım ve kendimi bambaşka bir dünyanın içinde buldum. Ne istediğime karar verdikten sonra o yolda adımlar atmaya başladım, en büyük destekçim hatta testerım ailem oldu.

Şimdilik vakit buldukça blogumla ilgileniyorum, siparişleri yetiştirmeye çalışıyorum ve yeni tatlar denemeye çalışıyorum. Yakında bir sorun çıkmazsa bir yemek okuluna başlamayı planlıyorum.

Bulutagaci, ismi ile içeriğinin alakası olmasa da çoğunlukla tatlı tariflerin bulunduğu bir blog. Arada yemek tarifleri de eklemeye çalışıyorum. Bana ilham veren bloglardan öğrendiğim "verdiğin tarifler yeterince denenmiş ve emin olduğun tarifler olmalı" fikrine sadığım.

Hem blogda, hem instagram hesabımda eğer tarif bana ait değilse kimden ilham aldığımı/kimin tarifini uyguladığımı belirtiyorum. Bu konuda katıyım.

Fotoğrafların tümü bana ait.


Bunların dışında,

Tam bir Doctor Who hayranıyım. Kendimi mutlu etmek için yapmayı en sevdiğim şeylerden biri Uzak Doğu mutfağından bir yemek eşliğinde Doctor Who izlemek. (Tuğçe ve Anıl, muhtemelen bunu görmezsiniz ama sayenizde.) Doktor ayırt etmiyorum, hepsi benim canımın içi. Ortaokul-lise dönemimde daha çok fantastik kurgu ile ilgiliyken 6-7 yıldır bilim kurgu daha fazla ilgimi çekiyor. 

Çoğunlukla progressive rock/metal dinliyorum ama başıma bir iş gelmeyecekse Beyonce'ye kadar yolum var. 

En çok sevdiğim bir şey yok. En çok sevdiğim renk yok, en çok sevdiğim yemek yok, en sevdiğim film veya şarkı yok. Niye böyle ben de bilmiyorum. Seçim yapamıyorum, bence herhangi bir şey için karar vermek dünyanın en zor işi. 


Şimdi gelelim bana çok sık sorulan sorulara:


Bulutağacı nedir? Neden Bulutağacı? 
Nedeni yok sanırım, bloga bir isim bulmam gerekiyordu bunu seçtim. Pasta manyağı, pasta delisi, Dilek'in mutfağı falan da olabilirdi ama bu oldu. Bulutları ve ağaçları aşırı severim. Bir ağacı veya gökyüzünü izleyerek saatlerimi geçirebilirim. Bu sorunun net bi cevabı yok sanırım :(

Yemek/pastacılık üzerine eğitimin var mı?
Hayır, henüz en ufak bir eğitim alma şansım olmadı. Umarım olacak bir gün.

Eğitim/kurs veriyor musun?
Hayır. Kendimi henüz yeterince yetkin hissetmiyorum. Ayrıca bu soruyu o kadar sık duyuyorum ki, gerçekten teşekkür ederim. Demek ki yaptıklarım beğeniliyor. 

Sipariş alıyor musun?
Alıyordum. Vaktim olduğunda ve çalışmak istediğim şekilde siparişler gelince sipariş aldım ama artık almıyorum. 

Bu yaptıklarını kimler yiyor? Bir restoran veya kafeye mi veriyorsun?
Annem, babam, kardeşlerim ve ben genelde. Bazen komşulara da gidiyor. Bir yere yemek vermiyorum.

Blogunda ürünümüzü/sitemizi/markamızı tanıtır mısın?
Üzgünüm. :/

Tarifler genelde çok detaylı, neden daha basit tarifler yazmıyorsun?
Onlar zaten hemen her Türkçe yemek blogunda var. Mümkün olduğunca değişik şeyler paylaşmaya çalışıyorum. 

Yabanmersini nerden bulurum?
Migros, Macro Center, çeşitli internet siteleri, diğer büyük süper marketler... (yaaa... evet bu soru en az 1000 kere soruldu)

Manyak mısın?
Galiba değilim. 

E noluyo şimdi bunların fotoğrafını çekince?
Pardon bu eski bir soruydu. Sanırım 2399302 kere duydum, neyse ki soruyu soranlar artık ne olduğunu anladılar :D 
Nasıl kilo almıyorsun?
Aldım, alıyorum. :(

Fotoğraf makinan? 
Canon 650D. Elimde şimdilik iki adet lens var 1.8/50mm ve makina ile birlikte gelen kit lens.

Fotoğraf üzerine eğitimin var mı?
Bu soruya biraz şaşırıyorum aslında, öyle pek de iyi fotoğraf çektiğimi düşünmüyorum. Eğitimim yok özel olarak ama okulda 1 ders fotoğrafçılığa giriş dersi alıp yarısına gitmemiştim. 

Pasta ekipmanlarını nerden temin ediyorsun?
Hmm, açıkçası şehre çok uzak oturduğumdan buralarda nerde bulursam ordan ama sizin Eminönü'nde bulamayacağınız şey olacağını pek sanmıyorum. 

Mutfak ekipmanların neler?
Sizinkinden çok farklı olmayan şeyler. Bu seneye kadar öğrenci evindeydim (marka vermeyeyim ama eski ve ucuz şeyler), bu sene de annemlerin evinde ne varsa. 

Neden şeker hamuru ile pasta yapmıyorsun?
Sevmiyorum ve dürüst olmak gerekirse bu yüzden hiç çalışmadım şeker hamuru ile. Şeker hamuru ile çalışmalarına hayran olduğum pastacılar var, ama ben hiç denemedim. 

Bazı pastaların/çikolataların tarifi neden blogda yok?
Sipariş üzerine yaptığım pastaların tarifini yazmıyorum, bunun sebebi de elimde sadece tek bir fotoğraflarının olması. Bazılarını da ya vakit bulamadığımdan eklemiyorum ya da unutuyorum. Çikolata tarifi vermek bana biraz sıkıntılı geliyor. Temperleme işi sanırım biraz tecrübe isteyen bir iş. Açıkçası benim yazdıklarımla ilk denemenizde sıkıntı yaşamadan çikolata temperleyebileceğinizden emin değilim. Zaten ben de her seferinde tutturamıyorum. Sanırım bu konuda yapılacak en iyi şey bol bol video izleyip okumak, bir sürü çikolata alıp çalışmak.

Pastaları önceden mi tasarlıyorsun?
Büyük çoğunlukla hayır. 

Normalde de bu şekilde mi besleniyorsun?
Ne yazık ki evet. Birkaç kez değiştirmeye çalıştım ama olmadı. 

2 bardak yerine 1 bardak şeker koyup, un yerine pirinç ve tereyağ yerine makarna kullandım. Tarifim neden tutmadı? :((((
Ben de anlamadım. 

****

En sevdiğim kısma geldim. Bunlardan bir kısmını her detayına kadar okuyarak saatler harcadığım günler oldu yurtta. Yapabildiğimden değil, sırf fotoğrafları bile yetti. 

En sevdiğim Türkçe içerikli yemek blogları. 

Cafe Fernando (Default)
Çikolata Kavanozum  (Sanırım kendisi tam bir momofuku)
Dokuzuncu Bulut 
Evcini

Aydan Üstkanat 
Gurme Mutfak Hikayeleri (Niye bu kadar underrated bu bilmiyorum, tüm içerik harika bence.)
Kitaplarım (Ok, bu yemek blogu değil ama bilimkurgu kitaplarını seviyorsanız mutlaka göz atın)

Bir de güncel olmasalar da:

Bizim Pastane
Dilekce
Nane Limon




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder